Bütüncül tamamlayıcı Tıp Köln – Naturheilkunde | Komplementärmedizin | Entspannungstherapie
Ortomoleküler Tıp
Vücutta optimum dengeyi sağlamak ve tedavi için vitaminler, mineraller ve amino asitler kullanılmaktadır.
Ortomoleküler tıp, bedenin besin öğeleriyle optimum şekilde desteklenmesi ile ilgilenir. Metabolik süreçlerde eksik olan uygun “parçacıkların” (ör. amino asitler, vitaminler, yağ asitleri, mineraller, eser elementler, ikincil bitkisel maddeler) hedefli olarak verilmesini kapsar.
Ortomoleküler tedaviden önce, kapsamlı tetkik inceleme (kan, idrar, dışkı) yapılır. Eksiklik durumlarda dengelemek amacıyla takviye uygulanır.
Fitoterapi
Herbalizm, medikal herbalizm, bitki tedavisi veya fitoterapi diye adlanan botanik tıpta, şifalı otlar, çiçek, kök, yaprak gibi tıbbi bitki droglarının doğrudan veya bitki kısımlarından hazırlanmış ilaçlar kullanılır.
Beslenme Tedavisi
Sağlığımız bilinçli beslenme yoluyla da etkilenebilir.
Doğru beslenme tedavisi bazen ilaç tedavisini bile gereksiz kılabilir. Sizinle birlikte, günlük yaşamınızda kolaylıkla uygulayacağınız stratejiler ve alternatifleri sunuyorum.
Akupunktur
Vücudumuzun derisi içerisinde yerleşmiş elektrik potansiyelleri yüksek biyolojik aktif noktaları kullanarak refleks oluşturup bölgesel, segmenter ve santral etkili uyarı yapılmasıdır.
Kulak akupunktur
Kulak akupunkturunda kulakta bulunan noktalar ya ağrı kesici ya da sedasyon (sakinleştirici) şekil ile etki edilebilinir.
Muayenehanem de Alman Hekim Jan Seeber tarafından geliştirilmiş “Balancierte Ohrakupunktur nach Seeber®” (Dengelenmiş Kulak Akupunkturu) konseptiyle çalışıyorum.
Kulak, sözde somatotopilerden biridir (Soma = beden / Topos = nokta).
Somatotopilere örneğin ayak refleksoloji terapisi de dahildir.
Seeber’e göre Klasik kulak akupunkturunun deneyimlerine dayanarak, hastanın bireysel durumu ve mevcut kulak bulguları tedaviye dâhil edilir. Bu sayede tedavi daha bireysel ve çoğu zaman daha derin etkili olabilir.
Akupunktur iğneleri yerine lazer akupunkturu ve altın kürecikler ya da kulak tohumları kullanıyorum.
Homeopati (Homöopathie)
kelimesi yunancadan gelir (yunanca: homoios = benzer, pathos = rahatsızlık) yani benzer rahatsızlık demektir.
Bu tıp branşı yaklaşık 200 sene önce Alman doktor, kimyager ve çevirmen Dr. Friedrich Samuel Hahnemann (1755-1843) tarafından tanımlanmış ve kendisinin yazdığı Organon isimli eserinde kitaplaşarak tüm dünyaya yayılmıştır. Hahnemann hastalıkları esas olarak Dynamis’in (yaşam gücünün) bir uyumsuzluğu olarak görmüştür. Ona göre yalnızca cilt, mide veya eklemler gibi tek tek organların şikâyetlerine bakmak yeterli değildir; hastanın tüm hâl ve belirtilerinin bütünü ele alınmalıdır. İnsan, bütün olarak değerlendirilmeli.
Homeopati, kendi içinde kapalı bir uyarı ve düzenleme terapisidir.
Homeopatik bakış açısında yaşam gücünüz (Dynamis) merkezde yer alır.
İçimizde bulunan hayat enerjisi vücudun her tarafında akım halinde ve vücudun, aklın ve canlının görevlerini normal şekilde sürdürmesi ve sağlıklı kalmasını sağlayan dinamik bir enerji gücüdür (Dynamis).
Bu enerjinin normal bir biçimde görev yapması kişinin sağlıklı halde kalmasını sağlar. Ama enerjinin normal akışı bozulduğunda bireyin sağlıklı halini sürdürmesini zorlaşır ve hastalığa yakalanma kolaylaşır.
Hastalık yoktur; hasta vardır felsefesi homeopatinin temel taşlarından biridir. Bu yüzden hastalığın değil, hastanın tedavisi öngörülür.
Özellikle bireysel tercih ve hoşlanmama durumlarınız ile şikâyetlerinize eşlik eden diğer hâlleriniz, homeopatik açıdan kişisel hastalık tablonuzun bütününü oluşturur. Bunları ayrıntılı bir görüşmede tespit etmek, homeopatik iş birliğimizin başlangıcıdır.
Tüm belirtiler ve bireysel semptomlar dikkate alınarak, benzerlik ilkesine göre (Similia similibus curentur – benzer, benzerle iyileştirilir) sizin için en uygun tek ilaç (Simillimum) seçilir.
Homeopati, hastalık sırasında hayat enerjisi akış kalıbı değişerek dışa vuran belirti şeklinde kendini gösterdiği kabul eder. Yani hastalıkların belirtileri insanın içindeki uyuşmazlığın bir dışavurumu.
Bu anlayışla iyileşme, ancak bozulmuş dengenin yeniden kurulması ile mümkündür.
Uzun yıllardır geçmeyen ağrılar, tekrarlayan sistem rahatsızlıklar için Homeopati tedavisi bir şans olablilir.
Terapötik Gevseme ve Stresle Başa Çıkma
Gevşeme ve Stresle Başa Çıkma Terapisi Köln
Hissetme, düşünme ve davranma biçimlerimiz birbirini etkiler; aynı şekilde beden fonksiyonlarımızı da etkiler.
Bu alanlardan birinde oluşan bir dengesizlik, genel bir dengesizliğe yol açabilir. Uzun süre telafi edebilsek bile, bu durumun kalıcı hâle gelmesi sağlığımız üzerinde kapsamlı olumsuz etkiler yaratır. Buna psikosomatik etkiler de dahildir.
Bedensel gevşeme ile sükûnet, memnuniyet ve iyi olma hâlinin deneyimlenmesi birbiriyle yakından bağlantılıdır. Hızlı, hedefe yönelik etkili gevşeme öğrenilebilir.
Küçük adımlarla bile stres sarmalından çıkmak ve daha rahatö huzurlu ve gevşemiş bir duruma ulaşmak mümkündür.
Köln ve online farklı gevşeme yöntemleri sunuyorum. Bu süreçte, strese neden olan derin yerleşmiş davranış kalıplarınızı fark etmenize, bunları kırmanıza ve (yeniden) iç huzura ve sükûnete ulaşmanıza destek oluyorum. Böylece size uygun bireysel gevşeme yöntemini bulmanız, içselleştirmeniz ve bağımsız olarak uygulamanız (daha) mümkün hâle gelir.
Farkındalık (Achtsamkeit)
Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), farkındalık ve kabul temelli stratejiler içeren klasik bir davranışçı terapi tekniğidir.
Nefes Terapisi (Atemtherapie)
Nefes alıp veriyoruz – buna odaklanmamıza gerek kalmadan. Otomatik olarak.
Ancak nefesimizi bilinçli olarak yönlendirme imkânımız da vardır. Temellendirilmiş nefes teknikleriyle, içsel ve bedensel huzursuzluğu yatıştırabilir ve gevşemiş bir duruma ulaşabiliriz.
Progresif Kas Gevşetme
Progresif kas gevşetme (PMR) ya da progresif kas relaksasyonu (PR) yönteminde, belirli kas grupları sırayla kasılır, birkaç saniye bu gerginlik korunur ve ardından gevşetilir.
Belirli kas gruplarının bu bilinçli kasılması ve gevşetilmesi, tüm beden için derin bir gevşeme durumunun oluşmasını sağlar.
Hipnotik Trans Bilinçaltına açılan Kapı
Trans = geçici olarak değişmiş dikkat durumu ve derin gevşeme.
Trans hâllerini günlük yaşamdan biliriz. Örneğin, işimize, bir kitaba ya da filme daldığımızda ve çevremizde olan biteni unuttuğumuzda. Ya da uzun bir sunum sırasında düşüncelerimizin başka yerlere kayması, boş bir noktaya dalıp hayal kurmamız gibi. Çevremizde olup bitenleri hâlâ algılarız, ancak sanki “bastırılmış” bir şekilde. Bu zihinsel uzaklaşma bir trans hâlidir.
Bu anlar sizde belki sadece birkaç saniye sürerken, bir gevşeme uygulamasında bu içe yönelme derinleştirilir, sürdürülür ve zamansal olarak uzatılır; içsel imgeler ve duygular harekete geçirilir. Böylece gevşeme daha güçlü bir nitelik kazanır.
Hipnoz
Televizyon ve sahne gösterilerindeki hipnoz algısı nedeniyle birçok kişi, hipnoz sırasında hipnotizmacıya tamamen iradesizce teslim olunduğunu ve ne yapıldığının farkında olunmadığını düşünür.
Bu yanlış inanış, maalesef birçok insanın hipnozu olası bir şifa yöntemi olarak değerlendirmesini engeller.
Hipnoz, bir trans hâli oluşturmak için kullanılan çeşitli tekniklerin bütünüdür. Bir hipnoz seansı sırasında uyumazsınız ve bilinçsiz hâlde olmazsınız. Benimle her zaman diyalog kurmanız mümkündür.
Hipnozda, değişimin arzu edildiği alanlara hedefli olarak odaklanılabilir ve bu alanlar uyarılabilir. Böylece içsel süreçler harekete geçer ve bazı durumları (henüz) gerçek hayatta mümkün olmayan şekilde hissedebilmenizi sağlanabilir.
Örneğin, korkular nedeniyle bilinçli olarak asla girmeyeceğiniz ya da henüz gerçek hayatta şekillendiremediğiniz bir durum.
Otosejestiyon – Olumlu Düşüncelerin Gücü
Olumlu düşünce ve olumlamaların düzenli uygulanması, bilinçaltımızdaki olumsuz düşünce kalıplarını ve inançları azaltmaya yardımcı olabilir.
Otojenik Antrenman – Bedensel ve Zihinsel Gevşeme
Otojenik antrenman, belirli formüllerin ve imgelerin yavaşça tekrar edilmesi (sugestiyon) yoluyla bir tür “kendini hipnoz” hâlinin oluştuğu etkili bir gevşeme yöntemidir.
Her gevşeme uygulaması, hayal yolculuğu ve hipnoz seansı; bireysel olarak size ve ihtiyaçlarınıza göre düzenlenir.
Bilgilendirme
Web sitemde adı geçen tamamlayıcı Tıp ve biyolojik tıbbın bazı yöntemleri, klasik ve konvansiyonel modern tıbbın genel olarak kabul edilmiş yöntemleri arasında yer almıyor.
Endikasyon ve etkilere dair tüm buradaki açıklamalar; ilgili yöntemleri uygulayan terapistlerin ve kullanıcıların çok sayıdaki olumlu deneyimlerine dayanmakla beraber pratikte kendini kanıtıdır.